PINAR MORPINAR İLE KOŞU ÜZERİNE KEYİFLİ BİR SOHBET


1- Pınar selamlar, öncelikle bu sayımızda senin gibi sporla içiçe bir sporcuyla sohbet olanağı bulabildiğimiz için gerçekten çok mutluyuz  İlk olarak okuyucularımıza kendinden kısaca bahsedebilir misin?

Ben de ilk kutudan beri abonesi olduğum, her ayıma mutluluk katan bikutumutluluk’un bimutludergi’sine konuk olduğum için çok mutluyum! <3 Bir röportaj vermek de çok heyecanlı ama ilk soru en zor yerden geldi! İnsanın kendinden bahsetmesi, hele ki kısaca, bayağı zor, bi deneyeyim ?

Sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşamaya özen gösteren; kendini bildim bileli hareket eden bir insanım. İnsanlar genellikle enerji seviyeme şaşırıyor, ben de onların şaşırmasına şaşırıyorum.

Hayattan keyif almayı seviyorum, her eylemi de keyif alınacak bir şeye dönüştürmeye çalışıyorum. Aileme, dostlarıma, sevgilime, kedilerime, küçük mutluluklara, şükretmeye, keşfetmeye; aşka, “o an”lara, şaraba, renklere, kocaman kahkahalarıma, okumaya, yazmaya, keyfime çok düşkünüm; denize, doğaya, hayvanlara, kitaplara, sanata, spora aşığım. Keyifli sofralarda fonda güzel bir müzik, tadına doyulmaz sohbetler eşliğinde sağlığımıza kadeh kaldırmaya bayılıyorum!

Sevmediğim hiçbir yerde duramıyorum; istemediğim hiçbir şeyi yapamıyorum. O yüzden hep sevdiğim yerlerde, istediğim işleri yapmaya yöneldim. Ve ne mutlu ki böylelikle bugün bu soruları cevaplıyorum ? 

2- Peki spor aşkı ne zaman ve hangi branşla başladı?

Çocukken de neredeyse hiperaktif bir tipmişim, hatta komik bir hikaye var; bir kere yabancı turistler adım “Kuşma” mı diye sormuşlar; hiç durmayıp sürekli koştuğum için annemle babam arkamdan “Koşma” diye sesleniyorlarmış devamlı. İlkokul 5’teydim, Fenerbahçe’den okulları gezip basketbola uygun öğrenci seçerlerken ben de uzun, solak ve hareketli olduğum için olsa gerek; beni seçtiler bizim okuldan. Kolejler ve Anadolu Liseleri sınavlarına hazırlanırken kendimi Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı Altyapısı’nda buldum. Hem sınavlara hazırlandım, hem antrenmanlara başladım. Aslında o zamanlar aileler genelde sınavlara hazırlanan çocukların sadece derslerine odaklansınlar diye sosyal aktivitelerini kısıtlarlardı, bizde tam tersi oldu, ki herhalde çok daha iyi olmuştur. Annemle babam tabii ki başarılı olmamı istiyorlardı ama hiçbir zaman hırs küpü olmadılar, beni de öyle büyütmediler; isteklerim ve mutlu olmam öncelikleriydi bence. 10 yaşında geleceğini belirleyecek sınavlara hazırlanan bir çocuğu aktif spor hayatına sokmak çok doğru bir karar diye düşünüyorum.

O senenin sonunda Avusturya Lisesi’ni kazandım ve çok yüksek bir ders temposuyla birlikte ortaokul bitene kadar, toplam 5 sene, Fenerbahçe Altyapısı’nda lisanslı basketbol oynadım.

Basketbol ilk aşkım, en büyük aşkım, elime top aldığımda onu hala bir uzvummuş gibi hissediyorum. Geçtiğimiz sene yeniden basketbola dönmek için Basketbol Ses Kadın Takımı’na girdim, büyük bir hevesle oynamaya başladım fakat belimde bir sakatlık çıktığı için bırakmak zorunda kaldım. Umarım aktif olarak basketbolun içinde olabildiğim günler de gelecek.

1-3.jpg

3- Koşu ne zaman ve nasıl bu kadar aktif girdi hayatına? İlk ne zaman profesyonelce koşmaya başladın?

Basketbol oynarken çok hızlı koşardım aslında ama sonrasında uzun süre düzenli koşmadım; spor salonunda koşu bandı koşularını ve Sabancı Üniversitesi koşu pistimizde ara sıra attığım turları saymıyorum. Evim Fenerbahçe’de, sahilde büyüdüm, denizi görmek, denizi izlemek, deniz kenarında olmak, denize girmek, denizi koklamak, deniz havası almak, dalga sesi duymak hayatımın anlamı, ruhumun tazeliği, mutluluk, sağlık, şükür, huzur… güzel olan her şey demek benim için. Aslında koşu sevdasına vesile olan da bu deniz ve sahil aşkı oldu. Önce sahilde yürümeye başladım, hiç koşmak gibi bir isteğim de yoktu. Sonra yürümek kesmemeye başladı; şuradan itibaren koşsam mı derken, önce o mesafe 300metreydi, sonra 500 metre oldu sonra 1 km, derken baktım ki kendi kendime koşmaya başlamışım. Kendi gelişimimi hissetmek harikaydı. Koşmak kendimi özgürleştirdiğin, hem her şeyi düşündüğüm, hem de hiçbir şey düşünmediğim mucizevi bir eylem, bir meditasyon türü oldu benim için.

O dönemde üyesi olduğum Hillside City Club her sene düzenledikleri Hillsider Challenge’ın o yılki konseptini açıkladı; Likya Yolu’nu geçmek! Yazılmaya karar vermek çok harika bir delilikti, hayatta verdiğim en doğru kararlardan biriydi. Böylece 9 günde 200k’dan fazla mesafe geçeceğimiz bir patika yoluna ve her gün farklı kamp yerlerinde çadırda kalacağımız bir deneyime hazırlanmaya başladık. Antrenmanlar dahilinde de ekipçe yarışlara katıldık; böylece ilk resmi yarışımı 2012’de Mayıs’ta Bozcaada’da koştum. İlk Finish’imi de, sonrakileri de hiçbir zaman unutmayacağım ? 

Sadece koşu değil; basketbol, yoga, sörf, yelken, bisiklet, trekking, pilates, kayak, squash, yüzme, tenis, kick box ilgi duyduğum spor dalları. Bazılarını aktif olarak yapıyorum, bazılarına 1,5 sene önce tanıştığım bel sakatlığımdan ötürü ara verdim ve bazılarını da ilk fırsatta düzenime dahil etmek istiyorum ama sonuçta ben hep spordan keyif almaya baktım, kendimi aşmaya çalıştım, bazı dönemler daha az, bazı dönemler daha aktif oldum. Sakatlık döneminde de kendimi zorlamamayı, vücudumun ihtiyaçlarına göre davranmayı öğrendim, hareket edebilmenin değerini anladım; spor anlayışımı yeniden şekillendirdim.

Sporculuk fiziksel gücü zeka ile harmanlamayı ve aynı zamanda ahlaklı ve centilmence davranmayı gerektiriyor. “Sporcu” tanımını hak ediyorsam ne mutlu bana ama profesyonel sporcu değilim. Profesyonel sporculuğun ne demek olduğunu biliyorum; hem kendi geçmişimden hem de çevremden. Profesyonellik başka bir şey, bir meslek;fiziksel ve ruhsal olarak çok saygı duyulması gereken, bambaşka bir disiplin gerektiren bir iş. Keşke spordan para kazanan herkes herkes sporculuğun hakkını verebilse ve keşke ülkemizde tüm spor branşlarının hakkı verilebilse; bambaşka bir yazı konusu.

4- Zannediyorum ki bu noktada adidas’ın katkısı oldukça büyük  

adidasrunners ekibiyle tanışma ve ekibin bir üyesi olma hikayeni anlatabilir misin?

Ne mutlu ki birkaç yıldır profesyonel hayatımı da spor üzerine kurma şansı elde ettim. Markalarla sosyal medya yönetimi, topluluk yönetimi, marka temsilciliği, kaptanlık, ekip ve organizasyon yönetimi gibi alanlarda beraber çalıştım ve çalışıyorum; Tv’de bir süre kadınları konu alan bir spor programı yaptım, ayrıca 5 yıldır blogumda ve dergiler, websiteleri gibi çeşitli mecralarda kendi sportif aktivitelerimi, sağlıklı yaşamla ilgili tecrübelerimi, keyifli yaşamaya dair deneyimlerimi paylaşıyorum. Bu alanlarda yeni projelerim de var.

Nasıl başladı derseniz; yukarıdaki soruda bahsettiğim Likya Yolu’na hazırlandığım dönemde koşu henüz bu kadar yaygınlaşmamıştı; ben de ilk kez yarışlara katılan amatör bir sporcu olarak hayatıma giren yenilikleri ve antrenman sürecimi paylaşmak istedim insanlarla; hem bana hatıra olur hem de belki ilham kaynağı olur diye düşündüm. Morspor adlı blogumu Likya Yolu’nu geçtikten birkaç ay sonra, 2013’ün Mart ayında kendi sportif deneyimlerimi paylaşmak için açtım aslında. Sonrasında markalarla çalışmaya başladım, kendiliğinden oluşan bu yol bana en mutlu olduğum şeyi yaparken sevdiğim işleri yapma fırsatı da tanımış oldu; müteşekkirim evrene ? 

adidas’la 2017 Şubat ayında birlikte çalışmaya başladık; Eylül ayına kadar takımın kaptanıydım; şu anda “Booster” olarak markayı ve adidas Runners Istanbul’u temsil ediyorum. Global bir ekibiz, dünyanın 70’ten fazla şehrinde olan kocaman bir aileyiz ve gerek sosyal medya üzerinden, gerekse adidas Runners’in olduğu şehirlere ziyarete gittiğimizde bu muhteşem aile ruhunu, ekip sevgisini çok net hissedebiliyoruz. Şu an AR’nin olduğu bir şehre gitsem bırakın koşacak birilerini bulmayı; kalacak yerim olmasa bana evini açacak bir sürü insan olacağını biliyorum. Egolar, diller, dinler, toplumsal kaygılar, her şey bir kenara bırakılıyor ve biz sporun, koşunun bir araya getirdiği; beraber eğlenen, sosyalleşen insanlar olarak aynı dili konuşuyoruz. Bu İstanbul’da da böyle; dünyanın her yerinde de. Muazzam bir his.

 

3-2.jpg

5- İsteyen herkes üye olup sizinle birlikte koşabiliyor mu, yoksa belli kriterleriniz var mı?

Tabii ki, hayatında hiç koşmamış biri bile bize katılıp koşmaya başlayabilir, hatta bu işin en güzel yanı da insanların hayatına böylesine dokunmak, kat ettikleri aşamalara şahit olmak. İlk başta çekiniyorlar ama sonra kimsenin kimseye bir şey kanıtlamaya çalışmadığını, onlar gibi yeni başlayan insanların da olduğunu görüyorlar; koçların desteği ve motivasyonuyla hemen uyum sağlıyorlar ve kısa sürede gelişim gösteriyorlar.

Blogumu ilk açtığımda söylediğim buydu; bir kişinin bile spor yapmasına vesile olabilsem, misyonumu yerine getirmiş olurum. Ne mutlu bana ki bugüne kadar bildiğim bilmediğim, direkt veya dolaylı bir sürü insanın aktif spor yapmasına, koşmasında bir şekilde payım oldu. adidas Runners gibi marka gücü kuvvetli olan ve bu topluluk ruhunu Istanbul’da oluşturmak için bir hayli çaba sarfettiğimiz bir oluşumla birlikte insanların spor yapmasına vesile olmak, bu ekibin bir parçası olmak çok güzel.

6- Nerelerde ne zamanlar koşuyorsunuz? Nasıl organize oluyorsunuz?

Yıl boyunca, çok nadir tatil aralıkları hariç, haftalık programlarımız oluyor ve haftanın ortalama 5 günü şehrin farklı yerlerinde koşuyoruz. Bazıları programda sabit, bazıları değişiyor; Pazartesi günleri yeni başlayanlar için Caddebostan’da 3/6k Easy Monday koşumuz var; Salı günleri pistte Interval antrenmanı için Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Pisti’nde buluşuyoruz, Çarşamba sabahları 06:45’te Bebek’te güne hafif bir koşuyla  birlikte başlıyoruz, Perşembe akşamları The Marmara Hotel’de bazen Functional Training, bazen Yoga, bazen Bootcamp bazen Zumba yapıyoruz. Cuma sabahları Boost Friday için Caddebostan’da buluşuyoruz; hafta sonları yine sabahları Caddebostan’da, Belgrad Ormanı’nda veya City Run’da şehrin herhangi bir yerinde sürpriz bir koşuda buluşuyoruz. Lansmanlarda özel etkinliklerimiz oluyor; özel günleri birlikte kutluyoruz; beraber piknik de yapıyoruz, film de seyrediyoruz yani hem spor yapıyor, hem sosyelleşiyor hem de çok eğleniyoruz. Bu arada koşucularımız koçlarımız, kaptanlarımız ve destek koşucularımızın yardımıyla hedefleri doğrultusunda antrenman yapıyorlar. Etkinliklerimiz her Pazar haftalık program olarak Facebook grubumuzda yayınlanıyor ve ücretsiz runtastic uygulaması üzerinden adidas Runners Istanbul grubuna üye olarak kayıt olabiliyorsunuz.

7- Peki günlük haftalık organizasyonlarınız dışında aylık veya yıllık olarak düzenlediğiniz etkinlikler de oluyor mu? Planlarınızdan bahsedebilir misin biraz?

Tabii, öncelikle adidas yılda dört kere düzenlenen adidas Geyik Koşuları’nın sponsoru; bu bir patika yarışı; Belgrad Ormanı’nın patikalarında gerçekleşiyor. 4/14/28k ve Bambi çocuk koşusu mesafelerinde koşuluyor, doğayla sporu birleştiriyor. Her mevsim koşulunda doğanın içinde inişli çıkışlı, bazen ay ışığında bazen çamurlar içinde koştuğumuz müthiş keyifli bir yarış. adidas Geyik Koşuları haricinde lansman etkinliklerimiz oluyor, global etkinliklerimiz, sürpriz koşularımız oluyor. Hepsinden Facebook grubumuz üzerinden haberdar olabilirsiniz.

 

4-2.jpg

8- Senin gibi koşucuları kendine örnek alan ama nereden başlayacağını bilemeyen okuyucularımıza neler önerirsin? – ilham vermek adına söylemek istediklerin var mı kısmını buraya aldım-

İlhama ihtiyaç duyduğunuzda, tek bilmeniz gereken sizin de yapabileceğiniz. Bir sağlık sorununuz olmadığı sürece ihtiyacınız olan şey kendinize ilham vermeniz.  Koşuya başlamak çok kolay mesela; yapmanız gereken bir çift koşu ayakkabısı, t-shirt, şort giymek ve sevdiğiniz ve koşabileceğiniz bir yere gitmek. Burada önemli olan, gerçekten sevdiğiniz şeyi yapmak. İnsanlar sporu bir zorunlulukmuş gibi gördükleri için rutinlerine almakta zorlanıyorlar hatta ondan soğuyorlar ama aslında sevdiğiniz şeyi bulduğunuz zaman vazgeçemeyeceğinizi, size verdiği mutluluğu, dinçliği, enerjiyi hiçbir şeye değişmeyeceğinizi anlayacaksınız.

Sevmediyseniz belki seveceğiniz şekilde yapmadınız, başka türlü deneyin ve yine de olmuyorsa başka bir şeyi deneyin. Sevdiğiniz şeyi bulun, zevk alacağınız bir spor mutlaka bulacaksınız ve muhtemelen onun verdiği keyfi de hiçbir şeye değişmeyeceksiniz.

2-1.jpg

9- Son olarak, senin planların hedeflerin arasında neler var?

Ah neler yok ki! Nereden başlasam bilemiyorum. Bir sürü planım var, sürekli de güncelleniyor, hatta bu soruları cevaplarken bile bir sürü şey geldi aklıma; hepsini gerçekleştirebilir miyim bilmiyorum ama elimden geleni yapacağım kesin ? Hepsini yazmak mümkün değil ama en önemlisi hayatımın sonuna kadar spor yapabilecek kondisyonda, aktif, dinç, enerjik ve sağlıklı olabilmek; kendime iyi bakmak, ilgi duyduğum her sporu deneyebilmek ve eğlenerek, keyifle hareket edebilmek ve çevreme de fayda sağlayabilmek.

Yıllardır da bir hayalim var; melek anneciğimin anısına bir oluşum başlatmak ve  Türkiye’nin dört bir yanında imkanı olmayan çocuklara sporu götürmek, spor sevgisi ve imkanı vermek. Bunun için henüz nereden başlayacağımı bilmiyorum ama, bir gün o da olacak umuyorum ?

Bu harika ropörtaj için ve anlattıklarınla hepimize ilham verdiğin için sana çok teşekkür ederiz  Umarız ki peşinden koştuğun tüm hayallerin en kısa zamanda gerçek olur.

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

giriş

Don't have an account?
kaydol

şifre sıfırla

Back to
giriş

kaydol

Back to
giriş
Tür Seç
Kişilik Testi
Kişiliğin hakkında sonuçlara varılan birkaç seri soru
Bilgi testi
Genel kültürü test edebileceğin bir seri soru
Hikaye
Resimli ve metinli içerikler
Liste
Klasik sıralı liste içeriği