Tarçınlı Kurabiye

Komşu kızı Ayşe şarkı söylüyordu. Her sabah olduğu gibi neşeliydi. Çay demlemek için mu ağa gi m. Onun şarkı söylediği sabahlarda olduğu gibi duvara...


Uyandım.

Komşu kızı Ayşe şarkı söylüyordu. Her sabah olduğu gibi neşeliydi. Çay demlemek için mu ağa gi m. Onun şarkı söylediği sabahlarda olduğu gibi duvara üç kere vurdum. O böyle şarkı söylerken, nasıl çalışabilirdim?

Tombul çaydanlıkta su kaynamaya başlayınca, çayı demledim. Halsizdim.

Komşu kızındaki bu enerji nereden geliyor acaba? diye düşündüm. Oturdum dak lonun başına, yazdıklarıma göz gezdirdim. Hikâyenin neresinde kaldığımı kes remedim. Dosyadan yeni bir kâğıt alıp içimdekileri yazmaya başladım.

Tık  k  k… Kapı çaldı. Postacı faturaları ge rdi. Gözlerim gelmesini beklediğim mektubu aradı. Hay aksi! Beklediğim mektup yine gelmedi. Olsun varsın diyordum da, olmadı işte!

Hep şu komşu kızı Ayşe…

Huzursuzdum.

Odada dak lonun tuş seslerinden başka ses yoktu. İçimdeki karamsarlık, beyaz kâğıda bir gölge gibi düştü. Gramofondaki plak, çizildiği yerde takıldı yine!

Düşünceler etra mı kuşa rken, yazıya son noktayı koydum. Masadan kalkar kalmaz sızlamaya başladı yürek yaram. Kurabiye yapayım geçer dedim. Mu akta aldım soluğu. Tarif de erinin sararmış sayfaları arasında saklanan en sevdiğim kurabiye tari ni buldum. Fırını 180 dereceye ayarladım. Birkaç dakika sonra, tarçınlı kurabiye kokusu sardı evi.

Keşke dedim, bazı acılar da  rına verilse!

Ben bunları düşünedurayım;  rının alarmı çaldı, çıkardım kurabiyeleri  rından. Tam bir ısırık alacak m ki; çalan telefonun sesi yan odadan duyuldu. Arayan annemdi. Üşü üm diye yine bir ton sitem e .
Saat bana aldırış etmeden gece yarısını çoktan geç . Uyuyayım dedim.
Uyku tutmadı.

Ah be komşu kızı Ayşe, her şey senin yüzünden-(di)!

1517313062621.png

BEKLENEN MEKTUP
Ayrılıklar ne zamandır tarçın kokuyordu?

Uykusuz geçirdiğim bir gecenin ardından, güne oldukça geç başladım.
Zaman dediğimiz kavram, beni unutmuş gibi dörtnala koşturuyordu sanki!

Uykulu gözlerimin ağırlığıyla odamdan çık m. Komşu kızı Ayşe şarkı söylemiyordu bu sabah. Güne geç başlasam da, çaysız olmaz dedim mu ağın yolunu tu um. Tombul çaydanlıktan ‘ iii’ sesi gelinceye dek bekledim ki, suyun kaynağından emin olayım! Ra an bir  ncan alıp, içine iki tane tarçın çubuğu koyup biraz da karan l ekledim. Kaynar suyu da üstüne döktüm, güne merhaba çayım hazırdı!

Yalnızdım.
Birkaç gündür evden çıkmıyordum. Beklediğim postanın hala gelmemiş olması da canımı sıkıyordu! Aklım komşu kızına takıldı. Bu sabah hiç sesi çıkmamış . Merak ediyordum doğrusu, acaba ne yap ?
Pö kareli pijamam, dağınık saçlarımı güzel
kılan Hint işi saç bandım ile günü kurtaracağımı düşündüm. Her şeyi kurtardım da, giderek kronikleşen yürek sızımdan yakayı kurtaramadım! Durgundum.
Komşu kızı Ayşe’nin evinden kahve kokusu
da gelmiyordu. Merak çemberinin ortasında kalakalmış m. Oturduğum kanepede, elimde kitap, aklım başka yerde iken kapı çaldı.
Postacı elindeki mektubu uza . Buram buram hasret kokan mektubum sonunda geldi.
Açıp okumaya mecalim var mıydı? Bu soruya
bir yanıt bulana dek mektubu masanın üstünü süsleyen kağıt yığınının üstüne koydum. Düşünceliydim.
Ayrılıklar ne zamandan beri tarçın kokuyordu? Kanepenin üzerinde kıvrılırken, unu uğumu hisse m. Sadece bir anlık! Bu anın büyüsüne kapılırken, çalan kapı zili ile irkildim.
Ayaklarımı yere sürte sürte ilerleyip, kapıyı aç m. Bir de ne göreyim?
Komşu kızı karşımda!
YAĞMUR SONRASI
Anılar en çok, en çok, yağmur sonrasında toprak kokuyordu. Anladım!
Cılız güneş ışıkları perde aralığından odama sızıyordu. Günlerdir yüzünü göstermeyen hınzır güneş bugün saklandığı yerden çıkmış . Bulutların is lasına uğramadan önce günümü aydınla yordu. Vazonun içindeki papatyalar öyle güzel kokuyordu ki, ruhumun rutubetli odalarının çiçeklendiğini hisse m! Papatyaları komşu kızı, dün geldiğinde ge rdi. Kahve içip sohbet e k. Dünün ve günün en güzel saatleriydi.
İçimde beliren umutla eskiden yap ğım gülen yüzlü sandviçlerden hazırlamak istedim. Dolaba göz gezdirdim. Malzemelerde eksik olmayınca sandviçi hazırlayıp çayı demledim. Bir türlü frekans tutmayan an ka radyomu aç m. Cızır lı bir sesin ardından; Zeki Müren’in sesi duyuldu. Sözler yüreğimi deldi geç !

“Çoktan unuturdum ben seni, çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun!”
Mektup düştü aklıma.
Kalakaldım.
Ahşap masanın etra nda dolandım. Mektubu aldım. Zar  yıpranmış , pullarına dokundum. Gönderenin ismini söyledim içimden. Komşu kızının evinden tanıdık ses duyulmaya başladı. Dikka m dağıldı birden! Yine dedim, kahve yapıyor bizimki! Oturdum dak lonun başına,
yeni bir hikaye yazmaya başladım. Mektup hala kağıt yığınlarının arasında duruyordu. Okumam için zamana ih yacım vardı. Geldiğinde hemen okuyacağımı düşünsem de, hislerimle paralel olmayan düşünceleri erteledim. Günün geri kalanında balıklara yem verdim. Çiçekleri sulayıp, biraz da la adım.
Yağmur yağmaya başladı.
Komşu kızının yağmuru çok seven kedisi Tekir’in,

balkondan mırıldanmaya başladığını işi m.
Camı araladım. Fotoğraf albümünü aldım elime, pencere önündeki sallanan sandalyeme oturdum. Gülümsedim.
Çocukluğum, ailem, dostlarım…
Herkes yanımdaydı işte!
Anılar en çok,
En çok yağmur sonrası toprak kokuyordu.

Anladım!
Devamı gelecek!
Günün Şarkısı: Gökhan TürkmenOlsun

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

giriş

Don't have an account?
kaydol

şifre sıfırla

Back to
giriş

kaydol

Back to
giriş
Tür Seç
Kişilik Testi
Kişiliğin hakkında sonuçlara varılan birkaç seri soru
Bilgi testi
Genel kültürü test edebileceğin bir seri soru
Hikaye
Resimli ve metinli içerikler
Liste
Klasik sıralı liste içeriği