UNUTULMAZ: BOB ROSS İLE RESİM SEVİNCİ

Bob Ross’un programının orijinal adı “The Joy of Painting with Bob Ross” idi, pazar günleri Burçin Oraloğlu’nun seslendirmesiyle TRT 2’de yayınlanıyordu...


Bob Ross’un programının orijinal adı “The Joy of Painting with Bob Ross” idi, pazar günleri Burçin Oraloğlu’nun seslendirmesiyle TRT 2’de yayınlanıyordu. Evet ailecek seyrediyorduk ama muhtemelen 80’lerde doğmuş olanların tam çocukluk zamanlarına denk geldiği için Bob’un hayatımızdaki anlam ve önemi büyüktü.

“Daha özel televizyonlar yokken” diye yaşlı yaşlı konuşmak istemiyorum ama gerçekten de 90’lara kadar yoktu ve TRT’de de açıkçası habire ilham veren kişilerle karşılaşmıyorduk. Ama sırf bu değildi. Yazıyı yazmadan önce kendi içimde tam olarak Bob Ross’un programının
tam 11 sene, 1982’den 1993’e sadece Amerika’da değil bir sürü ülkede bu kadar tutmasını sağlayan neydi! Hatta onu bırakın, benim kişisel olarak bu programı bu kadar sevmemin nedeni ne diye düşündüm. Çünkü adam elinde paleti, yanında fırçaları, tineri, önünde şövalesi ve tuvaliyle resim yapıyor ve biz de seyirci olarak izliyoruz. Elbette ki programın esas amacı insanlara da resim yaptırmak bir yandan ama herkesin etkinlendiği başka büyülü bir şey vardı! Bob Ross şu an ilk defa çıkıyor olsa televizyona, büyük ihtimalle birkaç resim programından sonra hemen keşfedilip direkt kişisel gelişim ve farkındalık konularını resimle birleştirdiği atölyeler düzenleyeceği teklifler alırdı. Program içinde kullandığı cümlelerin şimdi farkına varıyorum. Mükemmel olan, bunu harika bir hikaye anlatıcılığı ile yapması aslında. Programı seyrederken o dönem öyle gelmiyordu ama şimdiki bilincimle ve kendim de anlatıcılıkla uğraşıyor olduğum için çoğu yorumda yazan ve başlığı “Bob Ross’u bu kadar özel kılan neydi?” başlıklı yazıların içeriğinde çok sıcak, samimi, yakın ve meditatif şekilde konuşması olduğu kısmına katılmakla beraber bunun sırrının aslında resim yaparken bir hikaye anlatarak bize aktarması ve böylece bu kadar hissel bir bağla bağlanmamız olduğuna artık eminim. Yoksa diğer televizyonda resim öğreten programlardan farkı ne olurdu ki?

C2aJWwyWQAAAkBz.jpg

“Yelpaze fırçamızı alarak tam buraya, sizin istediğiniz bir yere bir ağaç yapalım şimdi. Eveeet, aynen böyle. Tam sizin istediğiniz gibi olsun, tam sizin istediğiniz yerde olsun. Bu ağaç
yalnız yaşamak istemez burada. Ona arkadaş yapmalıyız ki kendini tek hissetmesin. Onu
da hemen yanına, biraz arkasına yapabiliriz. Biliyorsunuz arkadaş önemlidir. Hep yanınızda olsun istersiniz. Bizim ağacımız da öyle. Hatta şuraya da bir ağaç ailesi çizelim. Anne ağacın yanında bir de bebek ağaç olsun. O daha yavru olduğu için anne ağacın ihtişamlı gövdesinin yanında, güçlü dallarının altına sığınmış. Büyüyünce o da en az annesi kadar ihtişamlı olacak. Hemen önlerinde ağaçların arada bir konuştuğu bir nehir akıyormuş. Bu nehir için biraz gök mavisi ile titan beyazımızı 2,5’luk fırçamızla karıştırıyoruz. Fırçanın iki yüzüne de eşit şekilde dağılsın. Sonra fırçayı hafifçe ağaçlarımızın önüne doğru sürüyoruz. Şimdi ağaçlarımız daha mutlu. Onlar kim bilir aralarında ne konuşyorlar? Belki bir gün biz de onları ziyaret ederiz, ne dersiniz? Nehirdeki yansımaları yapmak için fırçamızı eski renkleriyle beraber alıp tam buradan dümdüz aşağı doğru çekiyoruz. Sonra da yatay olarak haififçe süpürüyoruz. Bir de nehrin ortasında terkedilmiş bir sandalımız olsun. Ama çok da ortasında olmasın. Siz istediğiniz yere koyun. Belki sahibi ormanı çok merak etti ve şöyle bir dolaşmaya çıktı. Ayaklarının altında çalı çırpının kırılışını hissetti. Belki de şimdi karşı kıyıda balık tutuyor. Ama o da çok huzurluymuş. Bir kere bana öyle demişti. Evet, bu sandalın da yansımasını yapalım. İşte böyle. Şimdi yeni bir fırça alalım, gökyüzünde, evet, tam buraya mutlu bir bulut çizelim. Bu mutlu bulut da yalnız değilmiş, onun yanına da mutlu arkadaş bulutlar yapalım. İşte böyle. Onlar da bu ormanda her şeyi bilirlermiş, duyarlarmış; gerektiğinde yağmur verirlermiş, gerektiğinde kar. Güzel ve sakin süzülürlermiş gükyüzünde. Arada bir gökkuşağı ile de karşılaşırlarmış ama bugün değil! Son olarak buraya, tam nehrin ortasına, sandaldan uzak bir yere limon sarısı ve zeytin yeşilini karıştırarak bir meraklı çalılık yapalım. Onun da suya yansımasını yapalım. Eveeet, işte böyle. Unutmayın, hata yapmak diye bir şey yoktur, sadece mutlu küçük kazalar vardır!*”
Bu küçük anlatımı onu hatırlayarak ben yazdım yani bir programın diktesini yapmadım ama aşağı yukarı böyleydi. Ve hala aklımda bu canlılığıyla kalıcı. Eminim ki çoğu kişide de böyledir. Çünkü bizi tüm o duygularla bağlıyordu, bir hikaye anlatıyordu; yaptığı şeylerin hiçbiri öylesine değildi, program bittikten sonra da tuvaldaki herkesin yaşadığına emindik. Bu bir sihirli yolculuk aynı masallardaki gibi, her yaptığımız işte bu büyülü dünyayı yaratabiliriz. 

Ve evet, tüm renklerin bir adı olduğunu büyük bir eğlenceyle keşfettim bu arada, bayılıyordum; titan beyazı, van dyke kahverengisi, fildişi siyahı, zümrüt yeşili, akuamarin mavisi, zeytin yeşili, limon sarısı, gök mavisi ve daha neler neler ? Renklerin dünyasıyla bir güzel tanışma oldu! “Yelpaze fırçam ve spatulam olsun, ben neler yaratacağım” diye yelpaze fırça aldırıp ne çam ağaçlarını püskül püskül şeylere, spatula aldırıp ne dağları kahverengi toplara dönüştürdüm ama olsun aynen onun dediği gibi “sevgi, istek, merak”a bir de yeteri kadar pratik eklenince yapılamayacak şey yoktu! Fırçanızı da temizlemek için tinere batırıp sonra şövalenin bacağına şapıdu şupudu hızlı hızlı vurmayı unutmayın! Kendisinin de en eğlenceli bulduğu kısımlardan birisi buydu zira! Kim bilir programa getirdiği sincaplarından biri de belki bize şimdi göz kırpıyordur.

bob-ross-1.jpg

Buraya tüm resimlerini bulabileceğiniz internet sitesini iliştiriyorum: http://www.twoinchbrush.com/
O ilham dolu sözlerinin derlenmiş halini de bırakıyorum; bence her gün biriyle güne başlasak enerji dolmuş oluruz: 

https://www.huffingtonpost.com/entry/bob-ross-quotes_us_563138b3e4b00aa54a4c9271 

Son olarak madem konumuz renk, geçen gün denk geldiğim, I-am-Chen adlı moda tasarımcısının rengarenk koleksiyonunun haberini ekliyorum; nereden ilham geleceği belli olmaz:
https://www.tasarlayanlar.com/single-post/2018/02/23/Playground-I—am–Chen

*Bob Ross: “We don’t make mistakes; we just have happy accidents.” (The Joy of Painting Season 20: Episode 3 Bob Ross: Winter in Pastel – 13:47-13:55 dakikaları arası.)


Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

giriş

Don't have an account?
kaydol

şifre sıfırla

Back to
giriş

kaydol

Back to
giriş
Tür Seç
Kişilik Testi
Kişiliğin hakkında sonuçlara varılan birkaç seri soru
Bilgi testi
Genel kültürü test edebileceğin bir seri soru
Hikaye
Resimli ve metinli içerikler
Liste
Klasik sıralı liste içeriği